Karşımızda ışıl ışıl parlayan bir aile var. Burcu Günay 5 yaşındaki oğlu Boran ve 9 aylık oğlu Bozok’la anne olmanın mutluluğunu yaşıyor. Güzel oyuncumuz “Bana göre çocuk büyütmenin en güzel yanı onlarla çocukluğunuza geri dönebilmeniz, yeni deneyimler kazanmanız” diyor. Kariyerine iki dünya tatlısı çocuk ile biraz ara veren Burcu Günay ile annelik duygularını ve çocuklarıyla iletişimini konuştuk.

Röportaj: Sümeyya Olcay

Fotoğraf: Canan Yetişti Satkın

Anne olmak nasıl bir duygu?

Anne olmak yeni bir hayata merhaba demek gibi… Çünkü her gün onlarla yeniden her şeyi öğrenmeye başlıyorsunuz. Yeni sürprizlere hazır olup onların neler yaptığına hayranlıkla bakıp bir kere daha şükretmenin önemini anlıyorsunuz bence. Onlarla büyümek, onları anlamak, anlatmak çok değerli.

Bebeğinizi ilk kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?

Ben o anı sanırım diğer annelerin de tahmin ettiği gibi tarif edilemez diye adlandıracağım. Heyecan, duygusallık ve merak hepsini bir arada yaşadığım bir andı. İlk doğumumda Boran doğduktan sonra hemşireden ilk olarak bebeği eşime vermelerini istedim (bu isteğe çok şaşırdılar). Çünkü 9 ay her şeyi biz birlikte yaşadık ve o an eşimi onore etmek istedim, o anı benimle paylaşmasını istedim. Gerçekten inanılmaz bir andı, hem benim hem de eşim için. İkinci doğumda yine aynı istek olacaktı, fakat bu sefer doktorum hemen kucağıma bırakıverdi Bozok bebeğimi…

İki çocuklu yaşam nasıl geçiyor?

2 çocuklu bir hayat gerçekten çok zor ama bir o kadar da keyifli. Bu konuda babalar fazlası ile fedakârlık yapmak durumunda. Bu büyük olan çocukla ilgilenip onun dikkatini başka yönlere çekip kıskançlık olaylarını en aza indirgemenin tek yolu aslında. Bu deneyimi birebir yaşamış biri olarak çok faydasını göreceğinize eminim. Ve mutlaka yanınızda imkânınız varsa bir yardımcınız, anneniz ya da bir yakınınız olsun. Kıskançlık büyük ve aşılması zaman isteyen bir sorun. Yanınızda birisinin olması size büyük destek sağlayacaktır.

Burcu Günay oğlu Boran ile

Boran 5, Bozok henüz 9 aylık dünya tatlısı iki çocuk. Boran’dan başlayalım; Boran ne zaman ekranla tanıştı?

Biz Boran’ı hassas bir anne baba olarak 1,5 yasına kadar ekranla tanıştırmadık. Bu yaşlarda çocuğun ekrana takılı olmasının epilepsi hastalığını tetiklediğini, hatta otizm rahatsızlığına davetiye çıkardığını biliyoruz. Ama bunları bildiğimiz halde Boran zorunlu olarak ekranla bir araya geldi. Sebebi ise 14 aylık iken sağ gözüne konjektivit denilen bir enfeksiyon alması. Enfeksiyon ilaçlarla geçmedi, katarakta kadar ilerledi. Boran’daki bu durum doğuştandı. Sonrasında ameliyatını oldu. Ama katarakt sebebiyle görme oranı yüzde 5 idi. Doktor tavsiyesiyle tabletlerde olan, özel göz geliştirici uygulamaları kullanmaya başladık. Bunlar oyunlar ve çizgi filmlerden oluşuyordu. Aynı zamanda hastane tedavileri de devam ediyordu. Boran şu an 5 yaşında ve her gün sağlam göz 3 saat kapatılarak egzersiz yapılıyor. Ve görme oranı yüzde 5’ten yüzde 35’e yükseldi.

“Kelime eksikliği hissettik

Boran bir yandan TV ve tablette zaman sınırlamalı tedavi görürken, bir yandan göz egzersizleri yaparken, görme oranı artmasına rağmen bazı kayıpların oluştuğunu fark ettik. Boran 24 aylıktı ve kelime sayısı çok azdı ve bunun tek sebebi tablet bilgisayardı. Çünkü sürekli onunla meşguldü, çok fazla konuşmuyordu. Bu defa Boran’ın konuşabilmesi için pedagoglar eşliğinde hareket etmeye başladı. TV ve tabletle kapandı, çocukların olduğu yerlere Boran düzenli götürüldü ve iki hafta gibi kısa bir sürede Boran’ın kelimeleri 15’ten 25’e yükseldi. Boran’ı şimdi ekrandan uzak tutuyoruz, ta ki Boran gayet iyi konuşana ve kendini ifade edene kadar.

Çocukların teknolojiyle ilgisinin ne düzeyde olmasını savunursun? Her şey serbest olsun, öğrensin mi yoksa süre sınırlandırma ve içerik kontrolü mü önemli?

Bu sorunuza şu şekilde cevap ve örnek vermek istiyorum. Anne balar teknolojiyi bilmeli. Belli bir yaşa kadar, çocuğun duyuların geliştiği dönemlerde ekran kesinlikle hayatta olmamalı, sonrasında ise belirli süre ve içerik kontrolü şart. Bununla birlikte anne, baba ya da çocuğun yanında kim var ise o da çocukla oturup soru cevap şeklinde o çizgi filmi izlemeli. Eğer soru sorup cevaplarını alırsanız çocuk hem kendini TV’ye bağlayıp etrafla ilgisini azaltmaz hem de izlediği şeyin ne anlatmak istediğini alabilir.

Bozok henüz 9 aylık. Tüm algıların geliştiği ve açık olduğu zamanlar. Fiziksel, zihinsel gelişimi için neler yapıyorsunuz? Nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Biz Boran’da bu kadar sıkıntıyı bir arada yaşayınca Bozok konusunda daha hassas davranmaya başladık. Doğar doğmaz hemen göz kontrollerini yaptırdık. Bozok 9 aylık ve tabi ki televizyondan uzak tutuyoruz onu. Bozok sadece müzik dinliyor. Kendi ayına göre uygun oyuncaklarla bol bol oynuyoruz ve bizimle hep iletişimde olmasını sağlıyoruz.

Evde kurallar var mı?

Çocuklar komut almayı sever. Bizim evde de mutlaka kurallar vardır. Yemek masası kuralı, eve gelince yapılması gerekenler ve TV ya da tablet kullanırken ne kadar sürede ve nasıl oyunların oynanması, filmlerin izlemesi ile ilgili kurallar… Mesela Boran kendi başına bana sormadan çizgi film izleyemez, önce benimle izler, uygunsa sonrasında kendi izleyebilir. Tablette benim onayım olmadan oyun indirmez. Bu gibi kuralları çocuklara sevecen bir şekilde benimsetirseniz, bu kurallar kabul görür ve mutlaka uygulanır.

“Kendi sosyal medya hesaplarımızda boşa vakit harcamayalım!”

Artık teknoloji takip edilemeyecek kadar fazla ilerledi. Hem kendimiz için hem de çocuklarımızın gelecekte sağlıklı bir zihne sahip olabilmeleri için kendi sosyal hesaplarımızda boşa vakit harcamaktansa çocuklarımızı kontrol ederek ve onlarla bol bol verimli vakit geçirerek onların gelişimine katkı sağlamak çok daha önemli!

Bu röportaj Yeşilay Dergisi Ocak 2016 sayısında yer almıştır.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *