Ses, tını, melodi, samimiyet, Anadolu, yüreğe dokunuş… Dinleyeni alıp uzaklara, hayal ettiklerine götüren İmera var karşımızda… İmera’yla bir araya geldik, doğuş hikâyelerini ve temsil ettikleri etnik müziği konuştuk.

Röportaj: Sümeyya Olcay, Fotoğraflar: Şeref Yılmaz

Çok naif, duru bir ses, bir grup var karşımızda… Çıkış hikâyenizi dinleyebilir miyiz?

İmera Müzik Grubu kolektif bir çalışmanın ürünü olduğu için ekibimizdeki arkadaşlarımızın müzik yolculuğu birbirinden farklı şekillerde başlamıştır. Ekip içindeki dostluk İmera’dan yıllar öncesine dayanmaktadır. Bizi aynı yolda buluşturan İmera olmuştur. Hepimiz ayrı ayrı yerlerde bireysel amaçlarımız uğruna çeşitli gruplarla ve bireysel sanatçılarla çalışmaktaydık. Zaman zaman birlikte ortak çalışmalar da yapıyor, bir şekilde farklı sahnelerde bir araya geliyorduk. Bu şekilde müzik yolculuğumuza devam ederken, neden aynı çatı altında birlikte müzik yaparak amaçlarımıza ulaşmayalım düşüncesiyle İmera grubunu oluşturduk.

İmera grubunun tümü Karadenizli sanırım. Kaç kişilik bir grup?

Tamamı Karadenizli desek çok da yanlış olmaz. Sadece gitarist arkadaşımız Osmaniyeli, fakat biz onu fahri Trabzonlu ilan ettik. Kültürümüze çabuk adapte oldu (gülüyorlar) Ekibimiz sahnede 9 kişi, sahne dışındaki ekip arkadaşlarımız ile toplam 13 kişidir.

Karadeniz müziği aslında sadece yöresel bir dinleti olmaktan çıkmış, her bölgede dinlenebilir hale gelmiş boyutta. Bu anlamda Karadeniz tınısını dinlediğimiz çok şarkı var. İmera’nın alametifarikası nedir sizce?

Hepimiz konservatuar mezunuyuz. Konservatuar öncesi ailelerimizle yaşadığımız dönemlerde yöre içindeki sanatçılarımızı örnek alarak müzik hayatımıza başladık. Tüm arkadaşlarımızın müziğe başlama hikâyesi farklıdır. Yaşadığımız kentlerde keşfettiğimiz bu serüven bizi İmera çatısı altında toplamıştır. Grubumuzda Karadeniz’in hemen hemen her şehrinden arkadaşımız bulunmaktadır. Bu da yöremizde, yeni eserler üretmek ve bilinmeyen anonim eserleri ortaya çıkarmak için kolaylık sağlıyor. Tüm arkadaşlarımız yöresinde kültürüyle yetiştiği için, kültürel açıdan kaliteli eserler sunduğumuzu düşünüyoruz. Yaptığımız iki albümde de anonim eserlerin yanı sıra kendi bestelerimize de büyük oranda yer veriyoruz. Yani üretiyoruz. Galiba net bir fark söyleyecek olursak, en belirgin farkımız üretiyor olmamızdır.

“KALİTESİZ İŞLER KÜLTÜRÜMÜZÜ YOZLAŞTIRDI”

Sizce etnik müzik nedir? Etnik müzik popüler olabilir mi?

Etnik Karadeniz müziği bizim için, bu coğrafyada yaşayan insanlarımız. Annelerimiz babalarımız, kardeşlerimiz, ninelerimiz, dedelerimizdir.
Bize ilham olan bu bölge, bu coğrafya ve bu coğrafyanın insanlarına ait duygular, duygularımız bizim için etnik Karadeniz müziğini tanımlamaya yetiyor. Eskiden coğrafi yapı ve kültürel yapı nedeniyle yoğun yaşanan duygular, artık bu dönemlerde aynı yoğunlukta yaşanmamaktadır. Galiba kültürümüz yapılan kalitesiz işler neticesinde biraz yozlaştı, duygular erozyona uğradı. Teknoloji geliştikçe yaşam standartları yükselince de coğrafi zorluklar ortadan kalktı. Eskisi gibi insanlar birbirini görmek ya da duymak için yol gözlemiyor, yıllarca beklemiyor. Şimdi akıllı telefonlarınızla dünyanın öbür ucuyla anında görüntülü iletişim kurabiliyorsunuz. Etnik müzik bir yörenin yaşayışını, kültürünü, benliğini size anlatan nadide araçlardan biridir.

Peki, popülerlik etnik müziğin doğasına aykırı mı?

Popülerliği etnik müzikle yakalamak anlattığımız sebeplerden ötürü zor olsa da bunu başarabilenler var. Eğer işinizi doğru yaparsanız, etnik müziği popüler müziğe yem etmezseniz. Eski duyguları olduğu gibi yansıtmaya çalışırsanız, popülerliğin aykırı olmasından ziyade etnik müziğe katkısı olabileceğini düşünüyoruz.

Karadeniz müziği dışında bir ağzı kullanmayı düşünür müsünüz?

Hayır düşünmüyoruz. Bilmediğimiz yabancı olduğumuz bir ağzı kullanırsak bu çok yapmacık olur ve samimiyetimizi kaybederiz.

“HER GÜN, BİR HİKAYE KARADENİZ’DE…”

Grup logosu da kendini belli eder derecede. Canlılığı ve Karadeniz ruhunu temsil ediyor…

Logomuzu oluştururken bölgemizi anlatabileceğimiz bir şey olsun istedik, üzerinde çeşitli denemeler yaptığımız logomuzun son halinde, Karadeniz coğrafyasının ve İmera’nın ilham aldığı üç önemli unsuru kullandık. Kullanılan Sümela tasviri tarihimizi, yeşil renkle tasvir edilen ağaçlar Karadeniz’in doğasını, mavi renkle tasvir edilen deniz ise Karadeniz’i temsil etmektedir. Bu üç unsur ışığının ardından doğan İmera, ‘’Her gün, bir hikâye Karadeniz’de…’’ düşüncesi ile coğrafyamızın tozlu tarihinde kimsenin el sürmediği, kaybolmaya yüz tutmuş ezgileri ve hikâyeleri ortaya çıkarmayı, korunmaya değer otantik yapısı ile müziği korumayı, kendisine hedef edinmiştir. Bu hedef doğrultusunda da çalışmalarımıza devam etmekteyiz.

Müthiş bir kitleniz, takip edeniniz, dinleyeniz var. Özellikle genç kitlede. Sağlıklı yaşam ve zararlı alışkanlıklardan uzak durma adına neler söylersiniz genç arkadaşlarımıza?

Tüm genç arkadaşlarımızı kötü alışkanlıklardan uzak olmaya davet ediyoruz. İnsan kendine zarar vermemeli, kendine saygı duymalı. Sanat insanları bu tür alışkanlıklardan ve bağımlılıktan uzak tutmaya yarayan bir araç olabilir. Bu sebeple tüm genç arkadaşlarımızı sanatın herhangi bir alanında kendilerini geliştirmelerini tavsiye ediyoruz.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *