İzzet Günay… Türk Sinemasının jönü… Unutamadığımız filmlerin başrolü… Ne anlatsak az hakkında. Filmleri konuşuyor zaten… Vesikalı Yârim, Acemi Çapkın, Hayat mı Bu, Kader Oyuncuları, Ali Cengiz Oyunu, Kırık Plak ve daha yüzlerce filmi kazındı hatıralarımıza. Ve bu yolculuğa ilk Yeşilay’ın Yeşil Sahne’sinde başlamış oldu İzzet Günay. Bodrum’da yaşıyor, gittik ziyaret ettik ve 1952’de tiyatro vesilesiyle tanışmış olduğu Yeşilay hatıralarını dinledik kendisinden… Dinlemeye doyamadık…

Röportaj: Sümeyya Olcay

Yeşilay’la ilk tiyatro vesilesiyle tanışıyorsunuz. Bu hatıranızı dinlemeyle başlayabiliriz…
Yeşilay’la ilk tanışmam Haydarpaşa Lisesi tiyatro kolunda oldu. Aslında ilk Deniz Kolejine başlamıştım. Sonra Haydarpaşa Lisesine geçtim. Lisede bir tiyatro kolunu olduğunu bile bilmiyordum. Aslında bir tiyatro hayalim de yoktu. Tiyatro kolunun yanı sıra müzik kolu da vardı. Ben ikisine de dahil oldum. Tiyatro kolu çok ağır eserler oynayan başarılı bir ekipti. Amatör bir o kadar usta oyunculardı. Bugün çoğu hayatta değil. Biz bir oyuna çalışıyorduk, ismini net olmamakla birlikte Çapkın Nişanlı diye hatırlıyorum. Komedi oyunuydu. 1952 yılları. Hatırlıyorum, kalemle bıyık falan çizilmişti bana. Oyunu oynadık. Çok ilgi gördü. Sonra Yeşilay Kolu bizimle irtibat kurdu. Genel Merkeze davet ettiler. Gittik, Cağaloğlu binalarında bizi misafir ettiler. Oyunu Yeşil Sahne kapsamında Yeşilay gençliğiyle birlikte oynanmasını teklif ettiler. Kabul ettik. Nerede oynayacağımızı konusunda anlaştık.

“SİNEMACI OLMAMDA TİYATROCU OLMAMIN BÜYÜK ETKİSİ VAR”

Oyunu oynadığımız yerlerden biri Erenköy Kız Lisesi’ydi. Çok neşeli bir gündü. Başka yerlerde de oynadık ama net olarak hatırlamıyorum. Böyle 4-5 temsil oynadık ve de çok başarılı oldu. Bu benim ilk amatör tiyatro çalışmamdı. Enteresandır, sonraki tiyatro hayatımın başlangıcı sayıldı aslında bu oyun. 1957 yılında Dormen Tiyatrosuna müracaat ettiğim zaman, bu oyunu oynamamla arada 5 yıllık bir fark vardı. Ben ilk profesyonel oyunumu 1957’de Dormen Tiyatrosunda oynadım. Yeşil Sahne’de olmak hoş bir deneyim ve başlangıçtı benim için. Bu tiyatroyu denememden sonra tiyatro oyuncusu olayım fikri bende gelişmemişti henüz. Hasbelkader, bir tiyatro ilanıyla Haldun Dormen Tiyatrosu’na öğrenci ve oyuncu olarak müracaat ettikten sonra benim hayatımın seyri değişti ve ben tiyatrocu oldum. Tabi sinemacı olmamda tiyatrocu olmamın çok rolü var.

O dönemde Yeşil Sahne’de ve o oyunda oynayan arkadaşlarınızdan hatırladıklarınız var mı?
Var, hatırlıyorum tabi ki. Çoğu şimdi hayatta değil. Ömer Ören var, hala görüşüyoruz kendisiyle. Salih Bilen, Bursalıydı, rahmetli oldu. Ahmet Müftüoğlu vardı. Sarı Güngör dediğimiz bir Güngör vardı, o piyeste bir monşeri oynuyordu. Yani bu arkadaşlar bir profesyonel kadar iyi oyunculardı.

Yeşil Sahne’de ne kadar kaldınız?
Yeşil Sahne’de bahsettiğim piyesin dolaştığı kadar kaldım. Uzun yılar olmadı. Sonra zaten lise ve devamında Dormen Tiyatrosuna geçtim. Bu oyunun yerlerini Yeşilay Genel Merkezinden arkadaşlar organize ediyordu, biz gidip oynuyorduk.

“YEŞİLAY’A OYNADIĞIMIZ İLK OYUNLA BERABER OYUNCULUKTA 65. YILIM”

Benim için çok enteresandır; Haydarpaşa Lisesinde, o tiyatro kolunda, o piyeste oynayan diğer oyuncuların hiçbiri sonradan tiyatrocu olmadılar. Bende de oyunculuk fikri yoktu ama kısmet oldum. Ama Yeşilay Gençlik Kolu, Haydarpaşa Lisesi tiyatro kolunda oynadığımız o piyes, benim tiyatrocu olmamın birinci adımı oldu. Ve sonra iyi bir tiyatroya düştüm. Haldun Dormen çok önemli bir tiyatrocu, biliyorsunuz. O benim ustamdı. Ve hayatımın seyri değişti. Beni bugünlere taşıyan Dormen Tiyatrosudur. 1959’da sinema hayatım başlıyor. Çok enteresan bu sene benim profesyonel tiyatroculuğumun ve sinemacılığımın 60. yılı. Yeşilay’a oynadığımız ilk oyunla beraber 65. yılım. Mutluyuz tabi ki. Öyle bir etkinliğin içinde olmak bizi mutlu etti. Dünyamızı açtı. Hani sahne tozu yutmak diye tabir vardır ya, ilk olarak sahne tozunu ben Yeşil Sahne’de yuttum. Amatör olarak ne kadar becerebildiysek artık oynadık. O zamanlarda yapıştırma bıyık bile yoktu. Düşünün, kalemle çizilmiş, çok amatörce bir makyajımız oldu. Ama yine de oynadık. Güzeldi. Eskilere dönmek sizin sayenizde güzel oldu.

“YEŞİLAY’LA TEKRAR KARŞILAŞTIĞIM İÇİN MUTLUYUM”

Tüm Yeşilaycılara sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Hayatımız boyunca hep Yeşilaycılara çok yakın olduk. Sigarayı çok erken bıraktım ben. Tam yaşımı bilmiyorum, 18 yaşında sigaraya başladığımı farz ediyorum. 1973 Şubat’ında bıraktım. Demek ki 20 sene içmişim. Sigarayı bıraktığım gün, günde 3 paket ve en ağır sigarayı içiyordum. Bu sene 44. yılı oluyor sigarayı bırakalı. Eğer ben 44 yıl sigara içseydim bugün bu röportajı benimle yapamayacaktınız. Hayatta olmayacaktım diye tahmin ediyorum. Yani beni bu halde bulmanız, birazcık Yeşilaycı olmamızdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Bu işin esprisi ama gerçek. Yeşilay’la tekrar karşılaştığım için vesile olanlara teşekkür ediyorum.

Yeşil Sahne
Yeşil Sahne, Yeşilay’ın 1950’de kurmuş olduğu ve oyuncuların yetiştirildiği, oyunların sergilendiği bir sahne. Okul tiyatro kollarından destek alınıyor, oyunlar hazırlanıyor, okul okul bu oyunlar sergileniyor. Başkanlık dönemi Av. Celal Feyyaz Gürsel’e denk geliyor. Çok değerli isimler de geçiyor bu sahneden. Cüneyt Türel, İzzet Günay, Halit Akçatepe, Sedef Kızıltunç ve daha birçokları. Kimi tiyatroya davet etti, kimi lise hayatında tiyatro hobisi olarak Yeşil Sahne’yi seçti. Yeşil Sahne sadece tiyatro sergilemiyor. Pandomim de vazgeçilmezleri. Burada ilk pandomimi sergileyen Tolga Aşkıner oluyor ve güzel de bir mesaj aşılıyor seyirciye; insanın isteklerine ulaşması için çaba gerek! Yeşilay, Yeşil Sahne’nin hatırasını tekrar yaşatmaya başladı. Rol model ünlü isimleri okullarda, üniversitelerde, kültür merkezlerinde, AVM’lerde, kamplarda gençlerle buluşturuyor, bu isimlerden deneyimlerini almalarını sağlıyor. Yeşil Sahne’nin tozu kaldırılmayacak, aksine daha birçokları bu tozu yutacak…

Bu röportaj Yeşilay Dergisi Mayıs 2017 sayısında yer almıştır.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *