İzzet Günay: “İlk sahne tozunu Yeşil Sahne’de yuttum”

İzzet Günay… Türk Sinemasının jönü… Unutamadığımız filmlerin başrolü… Ne anlatsak az hakkında. Filmleri konuşuyor zaten… Vesikalı Yârim, Acemi Çapkın, Hayat mı Bu, Kader Oyuncuları, Ali Cengiz Oyunu, Kırık Plak ve daha yüzlerce filmi kazındı hatıralarımıza. Ve bu yolculuğa ilk Yeşilay’ın Yeşil Sahne’sinde başlamış oldu İzzet Günay. Bodrum’da yaşıyor, gittik ziyaret ettik ve 1952’de tiyatro vesilesiyle tanışmış olduğu Yeşilay hatıralarını dinledik kendisinden… Dinlemeye doyamadık…

Mustafa Armağan: “Ülkemizde darbelere, siyasi, askeri olaylara karşı en çok STK’lar etkilendi”

İstiklal Harbi’nin sonlarına yaklaşılıyor. Halk yorgun. Bir devir bitiyor, koca imparatorluk son demlerini yaşıyor. Yeni bir yönetim sistemi, inkılaplar, kanunlar çıkıyor… Halk yüzyıllardır bildiği hayat biçiminden başka bir sisteme sancılı bir şekilde geçiş yapmaya çalışıyor. Geçiş yumuşaklığı birkaç yıl sürüyor ve sonrasında keskin bıçak başlıyor. Yeşilay’ın o zamanki ismiyle Hilal-i Ahdar’ın da tohumları atılıyor 1920’de… Bir gayesi var; alkolün insan ve toplum hayatına verdiği zararlardan korunması üzerine Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’in gayretleriyle 1920’de çıkarılan Men-i Müskirat yani alkollü içkilerin yasaklanması kanununun destekçisi oluyor Yeşilay. 1925’e kadar da dönemin değişimleri kanunun da hayatını sona erdiriyor. Tarih araştırmacısı, yazar Mustafa Armağan’dan 1920-1925 yılları arası toplumsal hayatı ve değişimi konuştuk.

Sadık Albayrak: “Amacımız gençliğin kalbine ulaşmaktı”

Bir dert edinmişlik vardır ya onu dert için mücadele edenlerden dinlemeye doyamazsınız. Sadık Albayrak da öyle bir isim. Trabzon İmam-Hatip okulundan mezun olduktan sonra İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünde okumaya başlıyor. Bildikleri, davası büyük sorumluluk yüklemiş omuzlarına. Dert edinıyor; o bitmek bilmeyen ihtilallerden, darbelerden, öğrenci olaylarından gençliği nasıl korurum diye. Yeşilay Gençlik Şubesi Başkanı oluyor. Programların, münazaraların yöneticiliğini yapıyor. İdeolojim milli kültürdü, değerdi diyor. Evlat da yetiştiriyor. Ne kadarını anlatsak az… Aktarabildiğimiz kadar değerli büyüğümüz Sadık Albayrak’tan gençlik yıllarını dinledik.

Elif Kaya: “Müzik kalpten kalbe bir yolculuk gibi”

“Bir Bilebilsen”i tekrar yorumlayan harika bir çıkış yakaladı. Çocukluktan bu yana da müzikle hep iç içe oldu. Genç sanatçımız
Elif Kaya’dan bahsediyoruz. Yalın sesi, çevresine yaydığı güzel enerjisi ve saçlarıyla güzel bir profil var karşımızda. Bizler de kendisiyle müzik hayatı üzerine konuştuk.

Aynur Aydın: “Müziksiz bir hayat düşünemiyorum”

Hem Türkiye’de hem Avrupa’da başarılı bir müzik kariyerine sahip Aynur Aydın. Şarkıları eminim sizin de dilinizde, zihninizde dolaşıyordur. Almanya’da doğup büyüyen, Türkiye’ye hızlı bir şekilde giriş yapan Aynur Aydın’la müzik dünyasının yanı sıra sağlıklı
yaşam tarzını ve spor hayatını konuştuk.

Birol Güven: “Televizyonda iyilik, güzellik para etmiyor”

Türkiye’de Birol Güven’in yaptığı dizileri izlemeyen yoktur herhalde. Varsa da o kişi de televizyon izleyicisi değildir; kendisini ayakta alkışlıyoruz! Birol Güven yapımcılık sorumluluğuyla reklam piyasasının ele geçirdiği bir sektörde iyi şeyler yapmanın peşinde. Çocuklar Duymasın, En Son Babalar Duyar, Mandıra Filozofu, Seksenler, Doksanlar ve daha birçokları… Biz de yapımcı ve senaristimiz Birol Güven’le televizyon dünyası üzerine konuştuk.

Cengiz Bozkurt: “Erdal Bakkal sigara satmıyor”

Halk kendinden olanı seviyor… Cengiz Bozkurt da öyle bir isim. Rolleriyle bizi güldüren, bizden olan, gönlümüze taht kurmuş 32 yıllık bir oyunculuk serüveni var Bozkurt’un. Mücadeleci, başarmak isteyen, risk alan, seven, sevdiren, duyarlı bir vatandaş, duyarlı bir isim kendisi… Aslında anlatacak çok şey var hakkında. Erdal Bakkal başlı başına bir röportaj konusu mesela. Cengiz Bozkurt’la oyunculuk hayatını ve sigarayla amansız mücadelesini konuştuk. Keyifli ve samimi insan vesselam…

Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel: “İnsanlar sadece bavulunu değil; bütün geçmişini, alışkanlıklarını da göçtüğü ülkeye götürüyor”

Toprağından, geçmişinden, evinden, yurdundan, geçtiğin yollardan, kültüründen kopup başka bir ülkeye iltica etmek zorunda kaldığını düşündün mü hiç? Şu anda 1 milyar insan bu halde, yani bir göçmen. “Bu bir ağacı söküp başka bir toprakta, başka bir iklimde yetiştirmek gibi bir şey” diye betimliyor göçü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel. Sorunları toplumsal kabullenmeyi, gidilen ülkeye uyum sağlamayı, yaşamsal ihtiyaçları bir arada düşündüğümüzde bu derece zor bir şey yani. Ülkemizin, toprağımızın, yaşam şartlarımızın kıymetini bilme ümidiyle; göç üzerine uzun yıllar çalışma yapmış Adıgüzel’le göç kavramını, nedenlerini ve bağımlılık riskini konuştuk.