Uzm. Psikoterapist Esin Nur Akyıldız’ı Tarabya’da bulunan Ena Therapia Terapi Merkezi’nde ziyaret ettik. Ortama da kendi heyecanını ve enerjisini vermiş Akyıldız. Biz de bu güzel atmosferde madde bağımlısı ergenlerde ve ailelerde aile terapisi ile ailelerin çocuklarına bağımlılık yönünden verecekleri eğitimde dikkat etmeleri gereken hususlar üzerine Esin Nur Akyıldız’la bir bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportaj: Sümeyya Olcay

Fotoğraf: Efe Hakan Balcı

 

Aile terapisi nedir? Hangi durumlarda bu tür terapiye ihtiyaç duyulur?

Aile nedir? Önce bundan başlamamız lazım. Bir düşünür çok güzel bir şey söylemiş. Çok da kullanırım bu sözü. Aile kralların dahi içine giremeyeceği, müdahale edemeyeceği bir kaledir. Aile kavramı kadın ve erkeğin evlilik kurumuna adım atmaları ile başlar. Aile terapisinde bizler neler yapıyoruz? Hepimizi farklı anneler, babalar yetiştiriyor. Hepimizin çocukluğu farklı, yetiştiğimiz büyüdüğümüz ortam farklı. Güneşi ne kadar teninizde hissettiğiniz kadar bizi diğerlerinden ayıran milyarlarca fark var. Aile terapisinde yaptığımız şey şu: İki farklı kültürden ve alt yapıdan gelmiş insan birleşiyor. Ne siyah ne beyaz orta noktada buluşuyor. O noktada buluşurken bazen problemler yaşıyorlar. Yaşamayanlar da var tabi. Şimdi yaşayan insanlar çocuklarını büyütürken de daha büyük sorunlarla karşılaşabiliyorlar. Kadın ve erkek birbirlerine âşık olduklarında aslında bazı pürüzler de çıkabiliyor. Birbirlerini değiştirmeye çalışırlar. Sorunlar çıkar. ‘Neyse ya ben onu çok seviyorum, problem değil, bu sorunu tolere edebilirim.’ deyip yeri geldiğinde ‘şiddet eğilimi hissediyorum ama problem değil’ bile demeye başlar çiftler.

Çocuk olduğu zaman…

Çocuk olduğu zaman bu durum değişir. Çocuk en büyük zaaf noktasıdır. “Bana yapabilirsin ama çocuğuma asla.” İşte o noktada anne ve baba sorumluluk dâhilinde doğru davranmaya çalışır. Ve çatışmalar başlar. “Hayır, ben anneyim, sen babasın; benim doğrum bu senin yanlışın buysa eğer”. Bu noktada profesyonel destek alan çok akıllı ve bilinçli insanlar gördüm. Bize genelde başvururlar. Başvurduklarında da şunu fark etmeye çalışırlar: “Acaba ben bir takım şeyleri yanlış mı yapıyorum yoksa aslında yanlış yok da doğruyu nasıl daha güzel çocuğuma gösterebilirim” diye. Genelde ilk seansta aile üyelerinde çocuk, anne, baba ne sıkıntı oluşturuyorsa onu onların ağzından dinlerim. Normalde gündelik hayatımızda hiç birimiz başkalarına baktığımız kadar aynaya bakmıyoruz. Bu nedenle kendimizi tanımadığımız gerçeğinden yola çıkarak bireysel seanslara başlarız. Orada benim bilinçaltı çalışmalarım vazgeçilmezlerimdendir. Otepnoz dediğim bir bilinçaltı çalışması yaparım. Ve oradan da yola çıkarak bilimsel olarak dört dörtlük kişiyi ve sorunu anlar, analiz eder, çözer; kişilik özelliklerinde aile içerisinde problem oluşturan, çatışmaya sebep olan ne varsa onu ortaya çıkarırım. Sonrasında da aileyi bir araya getirir ve yolunuz açık olsun derim.

Aile üyelerinin ilişkileri, sorumluluklarının ele alındığı bu terapiler sorunlara cevap verebiliyor mu? İstenen sonuçlar alınabiliyor mu?

Eğer benim gibi başarı takıntısı olan bir terapistle çalışıyorsanız    mecburen öyle oluyor. Ben buraya gelip de mutsuz ayrılan tek bir kişi tanımıyorum. Tedavisine devam eden, bırakmayan ve istediği sonucu alamayan tek bir kişi, tek bir aile ile karşılaşmadım.

Kişi de iş bitiyor o zaman?

Tamamıyla. Zaten insanlar hazır olduklarını hissettikleri zaman buraya gelirler. Sizin hayatınızda da vardır. “Ya onun terapiste gitmesini düşünüyorum ama gelmiyor, ne yapacağım ben?” Ben derim ki “O hazır olduğunda koşarak gelecek.” Hazır olmadığında zorla gelse bile kendini bana teslim etmeyecek. Bu nedenle gelenler genelde hazırdır ve çözüme koşarak giderler.

Peki, aile terapisinin grup veya bireysel terapiden farkı nedir?

Aile terapisinin grup terapisinden farkı; gruptaki üyelerin ihtiyacı, dinamiği neyse öncelik onlara yapılır. Grup güvenle ilgili genel geçer bir sorun yaşıyorsa, bireysel konu kıskançlık, öfke olsa bilse grup sayısının ortalamasına bakılarak, esas ihtiyaç öncelikli hareket edilir. Bireyde de bireyin problemi daha detaylı bir şekilde irdelenir. Aslında grup terapilerine bireysel terapide pek çok şeyi çözmüş fakat üstüne cilasını atayım, 360 dereceden problemlere bakayım, ben bu sorunda yalnız mıyım, benden başka insanlar da var mı diye düşünerek hareket eden insanlar gelir. Ve yalnız olmadıklarını gördüklerinde daha çok güç sahibi olurlar.

Şu anda bir madde bağımlısı çocuğun bu durumdan kurtulması için aileler bu tür terapilere ihtiyaç duyuyorlar. Öncelikle aile açısından ele alacak olursak bir çocuk nasıl bağımlılığa bulaşır?

Önce bağımlılığın tanımını yapmak gerekir. Yemek, uyuşturucu, ders, anne, baba, iş gibi olguların hepsi bağımlılık kavramı içerisinde yer alır. Bağımlılık o unsurdan kopamam halidir. Yani onunla bütünleşmesi ve ondan koptuğunuz anda hayattan da kopacağınız anlamına gelir. O maddeyi kullanmadığımızda o kadar akıllı olamayacağımızı düşünmemiz, o kadar akıcı konuşmayacağımızı düşünmemiz, o kadar kendimizi iyi hissetmeyeceğimizi, farkımızı ortaya çıkaramayacağımızı düşünmemiz bizi o maddeye bağımlı yapar. Bizi var eden şeyin bir nedenden dolayı var olduğunu düşünmemize sebep olur

Bağımlılığa düşmek aslında bir boşluk değil, eksikliktir. Şimdi aileye dönecek olursak; ailede bir şeylerin eksikliğini hissediyorsa çocuk, anlaşılmıyorsa, anne, babayla iletişime geçemiyorsa, çocuğun ihtiyaçları giderilmiyorsa kendi kendine kaldığında ne yapacağım ki ben şimdi, bu hayatın anlamı nedir ki diye kendi kendine sorular sormaya başlar. Bir boşluktaymış gibi hisseder kendini. O boşluktan kendini kurtarmak adına bir bağımlılığa yönelmeye başlar. Herkes yapmaz bunu ama yapanlar da var. Anne ve babalara önerim şu: Anne baba olmak çok kolay şey ama önemli olan bilinçli ebeveyn olmak. Bir çocuğu dünyaya getirince onun sorumluluğunu da üzerilerine alsınlar. İlgilensinler, boğsunlar demiyorum o çocuğu. Eksik bir şey hissettirmesinler çocuğa. Anne ne demek, baba ne demek bunu öğrensin çocuk. Anne hem anne hem baba olmasın, aynı şekilde de baba hem baba hem anne olmasın. Herkes kendi rolünü bilsin. Çocuğa da kendi rolü bağlamında da vermesi gereken şeyleri lütfen versin. Paylaşımı, sevgiyi, dokunmayı esirgemesin. Böylece eksik bir şey kalmasın ve çocuklar da bağımlı olmasınlar.

Ailenin çocuğumu koruyayım derken çocuk üzerinde bağımlı, otoriter ve baskıcı olmaları çocuğu bağımlılığa iten bir sebep olarak gösterebilir miyiz?

Çok enteresandır; çocuğu dışarıdaki herhangi bir şeyden koruyayım derken kendinize bağımlı yapıyorsunuz. Başta da bağımlılık tanımını yaparken belirtmiştim; aileyle göbek bağını koparamayanlar vardır. 40 yaşına gelmiş ama hala aileden ayrılamayanlar var. O aileden kopamama durumu onu büyük bir şekilde meşgul ediyor ve onu kendi hayatından ve gerçeklerinden alıkoyuyor. Bu da bir çeşit bağımlılık. Kendi hayatınızla ilgili almanız gereken sorumluluklardan kaçmak adına bir kaçıştır bu durum. Uyuşturucu maddeleri kullanan çok insanda gözlemlerim: “Esin hanım sanki ben bunu almadığım zaman o kadar iyi bir şekilde konuşamayacağım, sunum yapamayacağım, kendimi rahat ifade edemeyeceğim. İlk defa âşık oldum, yemeğe çıkacağım, biraz rahatlamam lazım; onu almadan yapamam.” Farkındaysanız o olmazsa olmaz gibi bir şey bağımlılık hali. Biraz cesaretsizlik ile ilgili. Aslında o boşluğu doldurdunuz mu, kendinizi yeteri kadar sevip, kendinize güvendiniz mi bu sorunlar ortadan kalkıyor. Aile kısmına bağlamak istiyorum. Aile çocuğu dışarıdaki ortamdan korumayı düşünürken aslında kendine bağımlı hale getirir. Bir örnek vereceğim. İki sene önceydi; kar yağıyordu o zaman. Oturduğum sitede bir de köpeğimiz vardı. Golden Retriever cinsi. Kardeşimle birlikte dışarıda Daisy ile oyun oynuyorduk; teniz topunu atıyoruz o bize tutup getiriyor. Çok şeker, çılgın, gördüğünüzde mutlu mutlu gülen bir hayvan. Biz böyle oyun oynarken bir bayan geldi. 28 yaşlarında. Yanında da 3 yaşlarında çok tatlı bir çocuk. Daisy’i görünce, ben köpekten tedirgin olurlar diye ‘tutmamı ister misiniz’ dedim. Bayan da çocuğa çaktırmadan ‘kalsın’ dedi. Çocuğun elini bıraktı. Hayranlıkla anneyi gözlemliyorum bakalım ne yapacak diye.  Daisy çocuğun yanına gitti, annesi gülerek çocuğuna korkulacak bir şey yok mesajını veriyordu. Çocuk anneye bakıyor çünkü. Çocuk Daisy’i sevdi, annesi de ‘aferin’ dedi. Bunlar daha sonra arabaya binip gittiler. Aradan beş dakika geçmedi, bir araba daha geldi. Aracın içinden biri erkek, biri kız 13-14 yaşlarında ikiz indi. Bir de bakıcıları ile anne indi. Köpeği gördüklerinde sanki karşılarında kuduz, salyaları akan bir köpek varmış gibi korkuyla jeep’e yapıştılar. Bir çocuğu bakıcı tuttu, diğerini anne. Ben o an Daisy’i de tutuyorum. Sonra bunlar gittiler. Şimdi iki anne arasındaki farkı açık bir şekilde görüyorsunuz. Öteki diyor ki ‘Ben sizi korurum, ben olmasam siz bu arabadan inemezsiniz. Çünkü dışarıdaki şeyler size zarar verir’. O anne bu şekilde çocuğu kendine bağımlı hale getiriyor. Çocuğa güvensizlik aşılıyor. Bir önceki diyor ki ‘hayata güvenerek bak, sen bir şeye zarar vermezsen o da sana zarar vermez, sevgisini de senle paylaşır sen zevkle gülerek baktığın sürece. Zaten ihtiyacın olursa ben yanı başındayım.’ Biri anne babaya bağımlı bir çocuk yetiştiriyor, diğeri sen benim canım evladımsın ben yokken de yaşayabilirsin mesajını veriyor. Şu var; elbette çocuklarımızın sokakta ne yaptığını, nereye gittiğini gözlemleyeceğiz. Ama çocuğu evde saklayarak da sanal tehlike gibi birçok tehlikeye atabiliriz. Her şeyden önce Allah hepimize akıl vermiş. Ve demiş ki ‘Ey kulum aklını kullan, ben sana en değerli şeyi veriyorum diğer canlılardan ayıran’. Anne babalarımızın niyetlerine her zaman güvenelim; ama bazen yanlış bilgi verebilirler bize. Bu yüzden önce Allah’a inanalım ve sonra aklımıza.

Bir gencin madde bağımlılığı tedavi süreci hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ben bağımlıyı sadece madde bağımlısı olarak kısıtlamıyorum. Ama bu bağımlılıkların her birisini ortalama 2-3 ay içerisinde halledebiliyorum. Biz psikoterapist olarak ilaç tedavisi ile bağımlıları tedavi etmiyoruz. Ne yapıyoruz? Kişi kaç yaşına gelmişse o yaşına kadar çocukluk dönemi, aile ve geçmişte yaşadığı deneyimler dâhil olmak üzere onu etkileyen faktörleri önce bir öğrenmeye çalışıyoruz. Mesela bir örnek; yolda yürürken ayağına takılan bir taşa biri derki; ya bütün taşlar, bütün kötü şeyler de beni bulur. Zaten hep böyle kötülüğü çekiyorum, küfreder geçer. Başka biri güler geçer. Başka biri de benim ayağım takıldı, başka birinin de ayağına takılmasın der ve alır o taşı kenara koyar. İşte her terapistin farklı ekolleri vardır. Ben Freudyen terapistim. Terapiye gelen kişilerin dönemlerini çözmeye çalışan bir ekoldür benimki. Yani halkın dalga geçtiği, hadi gel senin çocukluğuna inelim ekolü. Çocukluğa ineriz, bilinçaltı çalışmaları yaparız. Sıcak sıcak o geçmişle ilgili uzaklarda zannettiğimiz şeylere ulaştıkça seansımızı haftada iki güne çıkarırız. Seans süresi yetmezse uzatırız. Ama bir bakarız ki iki ayda geçmişle ilgili her şeyi define bulmuş gibi keşfetmişiz, çözmüşüzdür. Ve bağımlılığa neden olan konu ortaya çıkmıştır bizim için. Artık korkmuyoruz. Hayatımızda hiçbir eksik yok. Tüm boşlukları doldurmuşuz, mutlu mutlu ilerliyoruz. Bağımlılığı böyle çözüyorum, keyifle, korkmayarak. Sıcağına sıcağına bir şeyleri yakaladığımızda, üstüne bir de analitik olarak çözüm katarız. Ne bir sene ne altı ay; maksimum üç ayda sorunun üstesinden geliriz.  Ben o kadar sabırlı bir terapist de değilim açıkçası. Bir şeyi görürsem karşımdakine hemen ulaştırmak isterim ki mutlu mutlu hayatını yaşasın. Çünkü zaman hayattaki en kıymetli şey.

Bu süreç içerisinde bireysel ve aile terapisi ne zaman devreye giriyor?

Eğer aile içinde tek bir çeşit, tek bir kişiye ait bağımlılık varsa aileyi alırım ve onlara göre çocuklarında, annede, babada bağımlılık nedir, onların dilinden dinlerim. Ama sonra onları da ayrıştırırım ve bağımlılık sahibi kişi kimse onla çalışırım.

Çocuğun bu gibi durumlarda psikologdan yardım alması sürecine anne baba ve hatta kardeşlerin de dâhil edilmesini aile içi ilişkiler açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Hiçbirimiz mükemmel değiliz ya o çocuğun bağımlılığa neden olan unsurun etkileri kardeşte de, annede de, babada da vardır. Aslında onların da terapiye devam edip kendileri ile ilgili farklı bağımlılıkları keşfetmeleri mümkün. Çünkü çocukta belki madde bağımlılığı diye gözüküyordur ama annede veya babada farklı bağımlılıklar vardır ve bu da çocuğu etkileyebiliyordur.

Çok farklı durumlar da ortaya çıkabiliyor yani?

Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Bize geldiklerinde şöyle oluyor. Karanlık bir mağara var ki onlar bu mağaranın varlığını bile bilmiyorlar. Biz o mağaranın en ufak noktasına kadar aydınlatıyoruz onları. Işıkla birlikte en ufak ayrıntıyı görünce şaşırıyorlar; hakikaten ben kendimi tanımıyormuşum diyorlar.

Ülkemizde aile terapisi uygulamaları yeni gelişmekte. Ülkemizde bu tür tedaviye duyulan ihtiyaç ve başvuru nasıl? 

Çok yoğun. Özelikle bizim merkezimizde bu konuda ciddi bir yoğunluk var. Bizim ülkemizde maalesef bu tür tedavi sigorta kapsamına girmiyor. Bu bir eksiklik. Belediyelerin düzenlediği bazı etkinliklerde gönüllü eğitim veriyorum. Genellikle çiftlere grup içerisinde terapi yapıyoruz. Bunun yanında aile terapisine başvuran çok fazla bilinçli aile var. Ülkemizde gittikçe artıyor bu durum ve gittikçe evlilik öncesi terapiye başvuran bana göre zeki gençler var. Çocuğu, insanı dünyaya getiren yer aile. Aileyi oluşturan kişiler kadın ve erkek. Kadın ve erkek ilişkisinde bir şeyler daha evlenmeden çözülürse, sağlıklı bireyler bağımlı olmayan bireyler dünyaya gelir.

Bu tür tedaviyi aileler mi tercih ediyor? Tedaviye başlama evresi nasıl gelişiyor? Bu tür bilinçli aileler varsa, aile bu kadar bilinçliyse çocuk nasıl bağımlılığa bulaşıyor?

Anne ve baba bilinçli olabilir ama mükemmel değildirler. Gözden kaçırdıkları şeyler olabilir. O kaçırdıkları noktada çocuk eksikliği fark ediyorsa onu halledebilmek adına bir şeyin bağımlısı olabilir. Çocuk orada zaten sinyal veriyor; anne baba ben mutlu değilim. Bu sorunları halledelim, bana destek verin derken benle ilgilenin diyor aslında. Ben bile birkaç senelik uzman bir terapist olarak hata yapabilirim, insanız, bilinçli anne de hata yapabilir, bilinçli baba da. Önemli olan fark ettiğimizde profesyonellerin kapısını çalmak.

Uyum sorunu yaşayan ebeveynlerin genellikle çocukları da aile ve çevreyle uyum sorunu yaşamaktadır. Bu durumda özellikle ebeveynlerle birlikte yürüttüğünüz terapötik yaklaşımlar nelerdir?

Neler yapıyoruz? Mesela doğduğunuz yer neresi? Aileniz. Yemek yemeyi, gülmeyi, kavga etmeyi ya da kızgınlığı nasıl ifade edeceğinizi kimden öğreniyoruz? Aileden. Anne eğer duygularını ifade etmeyen, iletişim kurmayan biriyse çocuk da anneden ‘o kadar da duygularımı ifade etmek zorunda değilim’i öğrenir. Anne ya da baba çocuğuna erkek adam o kadar çok konuşmaz, ağlamaz diye öğretiyorsa çocuk da ben erkeğim konuşmam, ağlamam der. Ben aileyle birlikte terapiyi sürdürmem. Bu durumda ne yaparım biliyor musunuz? Aile üyelerinin her birini farklı gruplara atarım. Görsün kendi dışında başka aileleri. Görsün kendi dışında başka anne baba nasıl davranıyor. Görsün ve bilsin ki hiç birimiz aynı değiliz. Bir ailede iki kardeş de aynı değil. Biri çok duygusalken, diğeri çok mekanik olabilir.

Aileyi terapi etmeden bağımlıyı terapi etme bize istediğimiz sonucu verebilir mi?

Psikoterapi desteğiyle bağımlılık terapisi sonucu başarıyla sonuçlanmayan tek bir hastam yok benim. Tek bir danışanım, tek bir kâşif adayım-buraya gelen her insana kaşif adayı diyorum çünkü onlar kendi hayatlarını keşfetmeye geliyorlar. Farkında değiliz ama hepimizin farklı bağımlılıkları olabilir. Bir şeylerden kaçmak adına kullandığımız savunma düzenekleri onlar.

Son olarak şunu öğrenmek istiyorum. Bağımlılıkta önleyici tedbirler çok önemlidir. Yani çocuğa bu tehlikenin hiç bulaşmaması için çocuk önce aile daha sonra çevre yani okul, öğretmen tarafından eğitilmelidir. Bu durumda çocukları sıkmadan, madde bağımlılığından önleyici ebeveyn yaklaşımları nasıl olmalıdır?

Her şeyi anne baba yapamaz. Okullarda da bir takım şeyler öğretiliyor, çevrenin etkisiyle de ortaya bir takım yorumlar çıkıyor. Aileler çocuklarıyla konuşmayı çok iyi bilsinler. Çocukları korkularla, yasaklarla değil; her şeyi benle paylaş diye eğitsinler. Durup dururken de anne ya da baba bak uyuşturucu şöyle bir şeydir, eroin şöyledir, alkol, kumar böyledir diye çocuğun aklına yok yere bunları sokmasınlar. Öyle bir iletişim kursunlar ki ‘hayatta her şey mümkün; kafana takılan bir şey olursa benle paylaş, ben sana kızmam. Senin yanında sana destek veya yardımcı olurum’u çocuklarına işlesinler. Böylelikle çocuk bir şey yaptığında o yaptığı şeyin ona vereceği zarardansa anne veya babasının kızmasına konsantre olmasın. Ebeveynler korkulan anne babalar değil; sevgiyle, saygıyla, iletişim kurulabilen anne baba olsunlar.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *